Geçmişten günümüze

0

“Istanbul’un balkonu” Uğur Mumcu semtinde, hatıralarla çevrelenmiş bir evdeyiz…

Daha kapısından girer girmez bu evin sıcaklığını içinizde hissediyorsunuz. İlk adımı atar atmaz anlıyorsunuz ki bu ev bir ailenin tarihine tanıklık ediyor. Ataları Yugoslavya ve Yunanistan’dan gelen bir ailenin geçmişinden izler bu evde her yerde karşımıza çıkıyor. İstanbul doğumlu Nilüfer Karakullukçu’nun babası ve dedeleri Yugoslavya Prizenli, babaannesi ise Selanik doğumlu. Evlendikten sonra İstanbul’da Beyoğlu ve Nişantaşı’na yerleşmişler. Annesi ve babası da 1948 yılında Beyoğlu’nda evlenmiş. Nilüfer Hanım, ailesinden kalan eşyalarla kurmuş evini, “bütün eşyalarda onların anıları ve kokuları var” diyor.
Nilüfer Hanım evinde renk olarak koyu ve yanık tonları seviyor, bunun nedeni onları sıcak bulması. Dekorasyon tarzınız  sorusunu ise içtenlikle “tarzım kendinden oluştu diyebilirim. Aile yadigarı eşyaları eskiden beri toplarım. Nostaljik mi yoksa otantik mi denir bilemiyorum… Bence eskici diyebilirsiniz” diyerek içtenlikle cevaplıyor.
Evin ilhamı ise ailenin dedeleri ve büyükannelerine ait eşyaları… Bu eşyalar Nilüfer Hanım’ı alıp geçmişe götürmüş. Eskilerin lavanta kokusu ise ona ilham kaynağı olmuş.
“Bu evdeki her şey benim emeğim, evimin badanasını dahi ben yaptım. En ince noktasına kadar, her çivideki çekiç sesi benim.” diyor Nilüfer Hanım.En sevdiğiniz eşyanız ne diye sorduğumuzda ise “aynalarım, çerçevelerim, eski resimler…” diye başlıyor anlatmaya ve devamında ise “hepsini çok seviyorum. Ayrım yapamıyorum, inanın çok zor benim için evimi çok seviyorum” yanıtı geliyor.
Mutfak ve banyo Nilüfer Hanım’ın en hassas olduğu alanlardan: “Benim için herşey elimin altında olmallı, duvarlarımda  baharatlarım mutfak araçlarım hep göz önünde. Hiçbir şeyi acaba nerede diye aramam hep onlar beni hazır olda beklerler! Banyom için de aynı şeyi söyleyebilirim. Sabunlar, kremler, fırçalar hep göz önündedirler, herkes istediğini hemen bulur.Her şeyin temiz ve hijyenik olmasına önem veririm.”

Bu evde her şeyin bir hatırası var. Salondaki hemen hemen tüm eşyalar Nilüfer Hanım’ın ailesinden kalmış. Avizelerden yerdeki kilimlere kadar. Öyle ki telefonun konulduğu sehpayı, duvara asılı 1900’lü yılların başında çekilmiş bir fotoğrafta görüyorsunuz. Gümüş objeler, çay takımları, kamalar, dürbünler bu eşyalardan sadece bir kaçı. Bu eşyalara sadece zaman içerisinde Kapalıçarşı’dan alınan birkaç obje eklenmiş, onlar da eskilere uyumlu şekilde seçilmiş.
Salondaki mobilyalar da aileden yadigar. Zaman içerisinde koltukların yüzleri değişmiş ancak Nilüfer Hanım bunun üzerinden de yaklaşık 30 yıl geçtiğini ve en kısa sürede onları değiştirmek istediğini söylüyor.

Oturma odası ise gece mavisi renginde. Bu odadaki birçok aksesuarı Nilüfer Hanım kendisi yapmış. Bazılarını ise hediyelik eşya satan dükkanlardan almış.


Mutfağın duvarlarını kavanozlar, minik tabaklar, bakır cezveler, baharatlıklar süslüyor. Kalabalık gözükse de her şey elinizin altında belli bir düzen içinde.

HAZIRLAYAN GÜNSELİ BÜYÜKSAĞİŞ FOTOĞRAFLAR İBRAHİM ÖZBUNAR

Yorum yazın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.