Sıfır atık yaşam tarzını mutfağınıza da taşıyın – Evim

Sıfır atık yaşam tarzını mutfağınıza da taşıyın

İsrafın önlenmesini, atık oluşum sebeplerinin değerlendirilip minimize edilmesini, atığın oluşması durumunda ise geri kazanımını kapsayan “sıfır atık yaşam”a geçiş önemli bir adım. Bu geçişte yapacağınız değişiklikler ile binlerce tonluk atıktan kurtulabilir, hava ve su kalitesini artırarak doğanın canlılığına karşı olan tehdidi azaltabilir ve günün sonunda bütçeden de tasarruf sağlayabiliriz. Gelin birlikte “sıfır atık yaşam”ı mutfağınıza ve beslenme alışkanlıklarınıza nasıl taşıyabileceğinize yönelik kolay ipuçlarını inceleyelim.

Yemek israfının doğal yaşamı etkilediğini biliyor olsak da sizce bu durumun ciddiyetinin ne kadar farkındayız? Dünya Doğayı Koruma Vakfı’na göre dünyada üretilen tüm gıdaların yaklaşık üçte biri çeşitli nedenlerle atılmakta veya israf edilmekte. Bu oran, her yıl yaklaşık 1,3 milyar tona denk geliyor. Tüketilen diğer pek çok şey gibi, besinler de genellikle tek kullanımlık olarak görülüyor.

Sıfır atık yaşam tarzını mutfağınıza da taşıyın

Doğru ve basit planlamalar yaparak bu israfı azaltmaya çalışmak yerine genellikle kolaya kaçarak tüketilmeyen besin atıklarını direkt olarak çöpe atmayı tercih ediyoruz. Ancak bu şekilde doğaya düşündüğümüzden çok daha büyük bir zarar veriyoruz. Ne yazık ki, besin israfının iklim değişikliği üzerindeki etkileri büyük ölçüde göz ardı ediliyor.

Besin israfı, yalnızca ekonomik açıdan zarar vermekle kalmıyor çöplüklerde çürüyen besin atıkları, iklim değişikliğinde karbondioksitten daha güçlü olduğu düşünülen bir sera gazı olan metan gazı üretiyorlar. Bu durum ayrıca çok fazla su israfına neden oluyor. Bu da yaklaşık 170 trilyon litreye denk geliyor. Bahsedilen rakamları tek başımıza değiştirebilmek çok zor gibi görünse de küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabileceğini unutmayın.

Sıfır atık yaşamın öncüsü olan Bea Johnson “5R” metodolojisi ile bu yaşam tarzını şu şekilde açıklıyor: Öncelikle ihtiyacımız olmayan şeyleri reddetmek (refuse) ve ihtiyacımız olanları azaltmak (reduce). Tek kullanımlık ürünleri yeniden kullanılabilir ürünlerle değiştirmek veya ihtiyacımız olanları ikinci el almak (reuse). Sonra reddedemediğimiz, azaltamadığımız ve yeniden kullanamadığımız şeyleri geri dönüştürmek (recycle). En son olarak da geri kalanını gübre haline getirmek (rot).

AKILLI ALIŞVERİŞ YAPIN

Günümüzde çoğu kişi ihtiyaç duyduğundan daha fazla yiyecek satın alma eğilimine sahip. Besinleri toplu olarak satın almak görünürde daha pratik ve az maaliyetli olsa da, araştırmalar bu alışveriş yönteminin aslında daha fazla gıda israfına yol açtığını gösteriyor. Bunu önlemek için ayda bir toplu alışveriş yapmak yerine birkaç günde bir markete gidebilir, önceki alışverişinizde aldığınız çoğu besini tüketmeden önce yeni bir market alışverişi turuna çıkmamaya dikkat edebilirsiniz. Alışverişe gitmeden önce satın almanız gereken besinlerin listesini yaparak bu listeye sadık kalmak anlık satın almaları azaltmanızı ve besin israfını önlemenizi sağlayabilir.

DOĞRU ŞEKİLDE SAKLAYIN

Yanlış depolama, büyük miktarda besin israfına neden oluyor. Meyve ve sebzelerin doğru şekilde saklanamaması erken olgunlaşmaya ve nihayetinde erken çürümelere yol açabilir. Örneğin patates, domates, sarımsak, salatalık ve soğan gibi besinler buzdolabında saklanmamalı. Bu besinlerin oda sıcaklığında saklanması daha doğru. Bir diğer ipucu ise etilen gazı üreten besinleri, üretmeyenlerden ayrı bir yerde tutmak. Etilen besinlerde olgunlaşmayı teşvik eder ve erken bozulmalara neden olabilir. Olgunlaşırken etilen gazı üretenler arasında: Muz, avokado, domates, kavun, şeftali, armut, yeşil soğan gibi besinler bulunuyor. Erken olgunlaşma ve çürümeleri önlemek için bu yiyecekleri patates, elma, koyu yapraklı yeşillikler, çilek ve biber gibi etilene duyarlı ürünlerden uzak tutabilirsiniz.

MÜKEMMELİYETÇİ OLMAYIN

En parlak, en düzgün ve en pürüzsüz görünen elmayı bulana kadar bir görünümlü besinleri satın almasına neden oluyor. Bu durum sonuç olarak, tonlarca mükemmel içerikli besinin boşa gitmesine yol açıyor. Alışveriş yaparken yalnızca “mükemmel görünümlü” ürünü aramak yerine “mükemmel içerikli” olup şekli bozuk ürünlere sepetinizde yer verebilirsiniz.

KALANLARI SAKLAYIN

Hazırlanan büyük öğünlerden arta kalan fazla yiyecekler buzdolabında bir süre saklamasına rağmen, genellikle unutulur ve bunun sonucunda bozulduğunda da atılır. Kalan yemekleri, buzdolabında opak bir kap yerine şeffaf bir cam kapta saklamak, yiyeceği unutmamanızı sağlar. Çok fazla yemek yapıyorsanız ve düzenli olarak yemekleriniz artıyorsa, buzdolabında birikmiş olan bu artan yemekleri kullanmak için bir gün belirleyin. Böylece zamandan da tasarruf edersiniz.

KORUMAYI ÖĞRENİN

turşu

Fermantasyon ve dekapaj gibi yöntemlerin yeni moda olduğunu düşünebilirsiniz, ancak bunun gibi besin koruma teknikleri binlerce yıldır kullanılıyor. Asitleme, kurutma, konserve, fermente etme ve dondurma gıdaların daha uzun süre dayanmasını sağlamak ve böylece israfı azaltmak için kullanabileceğiniz yöntemler. Örneğin, fazla olgunlaşmış elmaları püre haline getirip konservelemek veya pazardan aldığınız taze havuçlar ile turşu yapmak, severek ve uzun süre boyunca tüketebileceğiniz besinler ortaya çıkarmanızı sağlar.

KARIŞTIRIN!

Harika besin içeriğine sahip ancak tek başına tüketemeyeceğiniz besinlere günümüzde oldukça yaygın olan smoothie’lerin içerisinde yer verebilirsiniz. Örneğin; brokoli sapları, lahana ve pazı gibi yeşilliklerin sapları lifler ve antioksidanlarla doludur. Meyve ve sebze kabukları, çok olgunlaşmış muz ve avokado gibi besinleri smoothie’lere ekleyerek hem bu besinleri tüketebilecek hale getirebilir hem de kendinize sağlıklı ve besleyici içecekler hazırlayabilirsiniz.

BUZDOLABINIZI KARMAŞADAN ARINDIRIN

Yemek israfı söz konusu olduğunda aşırı doldurulmuş bir buzdolabının da kötü bir faktör olduğunu söyleyebiliriz. Yiyecekleri net bir şekilde görebilmeniz ve satın alınma tarihini hatırlayabilmeniz için buzdolabınızı düzenli tutarak yiyeceklerin bozulmasını önlemeye yardımcı olabilirsiniz. Buzdolabınızı düzenlemenin en iyi bir yollarından bir tanesi, “ilk giren ilk çıkar” anlamına gelen FIFO yöntemini kullanmak. Örneğin, yeni bir kutu süt aldığınızda, yeni kutuyu eskisinin arkasına yerleştirin. Bu yöntem, eski tarihli besinlerin israf edilmemesine yardımcı olur.

SERVİS BOYUTLARINI KONTROL ALTINDA TUTUN

Porsiyon boyutlarınızın sağlıklı bir aralıkta kalmasını sağlamak sadece ideal kilonuzu korumanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda yiyecek israfını da azaltır. Büyük porsiyonlar nedeniyle tabağınızda kalan yiyecekleri çöpe atarken bu atıkların çevre üzerindeki olumsuz etkisini unutmayın. Gerçekte ne kadar aç olduğunuz konusuna daha dikkatli ve farkındalıkla yaklaşarak porsiyon kontrolü sağlamak, yiyecek israfını azaltmanın en etkili yollarındandır.

ÖĞLE YEMEĞİNİZİ YANINIZDA TAŞIYIN

İş veya okul arkadaşlarınızla öğle yemeğine çıkmak veya en sevdiğiniz restorandan yemek yemek keyifli olsa da karbon ayak izinizi azaltmanın bir yolu da, öğle yemeğinizi yanınızda taşımak. Ev yapımı yemeklerden arta kalanlardan yeni öğünler üretme eğilimindeyseniz, ertesi gün için doyurucu ve sağlıklı bir öğle yemeği oluşturabilirsiniz.

MUTFAKTA YARATICI OLUN

Kendi yemeğinizi pişirmenin en güzel yanlarından biri, tarifleri kendi zevkinize göre ayarlayabilmeniz, yeni tatlar ve malzemelerle çeşitli öğünler hazırlayabilmeniz. Yiyeceklerin genellikle kullanılmayan kısımlarını yemeklerinize dahil etmek, artıkları yeniden değerlendirmenin mükemmel bir yoludur. Besinlerin kullanılmayan kısımlarını farklı tariflerde denemekten çekinmeyin.

KABUKLARI DEĞERLENDİRİN

Yemek hazırlarken genellikle meyvelerin ve sebzelerin kabuklarını soyuyor musunuz? Özellikle meyve kabukları çok miktarda lif, vitamin, mineral ve antioksidan içerir. Eğer bu konuda besinlerin kabuğunda biriken tarım ilaçlarına yönelik endişeniz varsa meyve ve sebzelerin kabuklarını soymadan, fakat iyice ovularak yıkanmış olmasına dikkat edip tüketebilirsiniz. Elma, kayısı, şeftali, havuç, kuşkonmaz, patlıcan ve kabak kabuklarını soymadan tüketebileceğimiz meyve ve sebzeler arasında. Limon ve portakal kabuklarını blenderdan geçirip tariflerinizde kullanabilir, oda spreyleri hazırlayabilir, elma ve kiraz saplarından bitki çayları demleyebilir veya bunları yine de kullanmak istemezseniz rondodan geçirip bitkileriniz için gübre haline getirebilirsiniz.

PORTAKALLI ODA KOKUSU TARİFİ

MALZEMELER

  • Kavanoz
  • elma sirkesi
  • portakal kabukları
  • sprey şişesi.

YAPILIŞI

5-6 portakalın kabuğunu soyarak kavanoza yerleştirin. Kabukları kaplayacak kadar elma sirkesi ilave edin. Ağzını kapatıp iki hafta boyunca güneş ışığına maruz kalmayacak bir yerde bekletin. Kavanozu her gün çalkalayın. İki haftanın sonunda kabukları bir tülbent yardımıyla süzün ve elde ettiğiniz sıvıyı sprey şişesine boşaltın. Oda spreyiniz hazır.

Atık ayrıştırma nasıl yapılır? Atık çeşitleri nelerdir?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.