Saçlarında meç değil ama gölgeler vardı. Kısacık kesimi yüzünü ortaya çıkarmıştı. Gözlükleri yerinde değildi. Fatmagül bambaşka biri olmuştu ama yine de oydu, hatırlamıştım. Birlikte tost yediğimiz, kaloriferin üstünde ısınarak benim konuştuğum onun da beni dinlediği arkadaşım. Beni tanımasına sevindiğimi anlatarak konuşmamız başladı. Seni bırakmam diyordu. Seni asla bırakmam. İtalya ve Türkiye'de yaşıyordu. Tasarım yapıyordu çok ama çok ünlü Kuzeyli bir tasarım şirketinin as elemanıydı... Danimarkali bir kocası vardı. Daha önce de Norveçli bir kocası olmuştu. Toplam 4 çocuğu vardı. 4 çocuğu sadece ona ait olanlardı, bir de kocasının daha önceki evliliklerinden 3 çocuğu daha vardı. Hep birlikte yaşıyorlardı. Fİlmlerdeki gibiydiler. Bunları anlatırken bir yandan o büyük arabayı sürüyor bir eliyle de Iphone'undan çocukların her birinin resmini göstermeye çalışıyordu. Sarı kafa 7 çocuklu resmi en komiğiydi. Sekizinci ve en büyük çocuk gibi duruyordu fotoğrafta Fatmagül... Fatmagül çok ünlü bir sandalyeyi tasarlamıştı. Bir gün bir çocuğuna hamile ve diğer ikisine yemek yedirirken çocukların mutfakta ketçapla yaptıkları ve etraŞ batırdıkları savaştan ilham alarak yapmıştı bu tasarımını... Ketçaplı mutfağı koca karnıyla temizlemeye çalışırken ketçaba bulanmış görüntüsü veren bir sandalyenin eğlenceli olacağına karar vermış. Tasarımı çizdikten sonra tasarımı üç boyutlu hale getireceği malzemeyi arayıp bulması üç yılını almıştı neredeyse. Evet, kesinlikle plastik ama nasıl bir plastik akmış ketçap gibi görünebilirdi? İşte Fatmagül, hızla bunları anlatıyor. Lisedeyken suskunluğunun acısını çıkarıyordu adeta. Lisedeyken evet konuşmazdım, dedi. Şimdi şaşırıyorsun çok konuşmama da, dedi. Beni kuzey ülkeleri böyle yaptı sanırım diye de ekledi: ''Oraya gittiğimde herkesin suskun olduğunu fark ettim ve bunu çok can sıkıcı buldum. Benim geldiğim yerde herkes konuşuyordu, hepiniz. Artık sıra bana gelmişti, konuşmayanların içinde konuşmasırası. Sonra sevdim ve sevildim. İki kocaman ve çok yakışıklı sarı tüyleri olan pembe yüzlü Robert Redford'a benzeyen adama aşık oldum. Onlar da beni sevdi. Biri hala seviyor. Çocuklarıma bayılıyorum. Onlar sayesınde yaratıcılığımı artırıyorum. Ketçaplı sandalyenin yanı sıra kalemliklerim en çok satılan tasarımlarımdan. İçinde hep balık besleyebildiğin hem kalem saklayabildiğin, hem de pipetle meyva suyu içebildiğin bir küçük mikro-mekan... Tasarım gerçekten terapik bir şey. Beni koruyor...'' Fatmagül'e son yıllarda beni de dekorasyon merakının aldığını, evin orasını burasını değiştirmeye kendimi adeta adadığımı anlattım. Tüketimin esiri miydim, diye de sordum. Ne ilgisi var, diyerek beni rahatlattı. Hayatlarımız küçücüktü ve basitliklerle doluydu. Ben bunu keşfetmiştim. Küçük jestlerle, görüntüde yapılan değişikliklerin, hayatta yolunda gitmeyen bazı detayların üstünü örtebileceğini... Şanslıydım ve en yakın Fırsatta Fatmagüllere ailece davetliydik.Kuzey tasarımlarına bayılacaktım...Emindi. |

ABONELİK
