evim Online
ABONELİK
BİZE ULAŞIN
OKUR HİZMET HATTI
ANA SAYFA KÜNYE BU AY YAZARLAR ÖNCE/SONRA ESKİ/YENİ EVİM&BEN WALLPAPER EV TERAPİSTİ
dekorasyon meditasyon
Zeynep Sefa

minik jestler önemliydi

Hayatlarımız küçücüktü ve basitliklerle doluydu. Ben bunu keşfetmiştim. Küçük jestlerle hayatta yolunda gitmeyen bazı detayların üstünü örtebileceğini...

Aslında tam dekorasyon denilen alışkanlığımın tüketimden ibaret olduğuna ve buna birilerinin beni zorladığına ikna olmuştum ki... Liseden bir arkadaşıma rastladım. Epey silik bir arkadaşıma. Daha doğrusu lisedeyken okulun en az popülerlerındendı. Fazla konuşmaz, saçlarına gizli gizli meç attırmaz. Eteğini bizim gibi yine gizli gizli yukarıya çekiştirmez. İnce ten rengi çorap giymez, giyse dahi ağda yaptırmadığı bacağından siyah uzun tüyler bize doğru bakardı. Gözlükleri arkasında açıkçası tam olarak ne düşündüğünü bilemezdik. Dersleri de iyi değildi. Dersleri iyi olsa o zaman gözlüklerinin arkasında derslerini düşünüyor diyebilirdik. Öyle değildi. Hep zar zor geçerdi. Biz kopya çekerdik, o hiç çekmezdi Uzun saçlarını düzenli yıkardı. Saçlarından gelen bebek şampuanı kokusunu hatırlıyorum. İşte bu kız lisesinden yatılı da okuduğum arkadaşıma metrobüsten inmiş şaşkın bir şekilde istikametimi belirlemeye çalışırken rastladım. Daha doğrusu o bana rastladı. Yüksek çirkin yüzen guletlere benzeyen o büyük jiplerden biri durdu önümde. Hadisene, benim, benim, liseden Fatmagül, diyordu biri bana... Ve elbette Fatmagül'ü tanımam güç oldu.


Saçlarında meç değil ama gölgeler vardı. Kısacık kesimi yüzünü ortaya çıkarmıştı. Gözlükleri yerinde değildi. Fatmagül bambaşka biri olmuştu ama yine de oydu, hatırlamıştım.

Birlikte tost yediğimiz, kaloriferin üstünde ısınarak benim konuştuğum onun da beni dinlediği arkadaşım. Beni tanımasına sevindiğimi anlatarak konuşmamız başladı. Seni bırakmam diyordu. Seni asla bırakmam. İtalya ve Türkiye'de yaşıyordu. Tasarım yapıyordu çok ama çok ünlü Kuzeyli bir tasarım şirketinin as elemanıydı... Danimarkali bir kocası vardı. Daha önce de Norveçli bir kocası olmuştu. Toplam 4 çocuğu vardı. 4 çocuğu sadece ona ait olanlardı, bir de kocasının daha önceki evliliklerinden 3 çocuğu daha vardı. Hep birlikte yaşıyorlardı. Fİlmlerdeki gibiydiler. Bunları anlatırken bir yandan o büyük arabayı sürüyor bir eliyle de Iphone'undan çocukların her birinin resmini göstermeye çalışıyordu. Sarı kafa 7 çocuklu resmi en komiğiydi. Sekizinci ve en büyük çocuk gibi duruyordu fotoğrafta Fatmagül...


Fatmagül çok ünlü bir sandalyeyi tasarlamıştı. Bir gün bir çocuğuna hamile ve diğer ikisine yemek yedirirken çocukların mutfakta ketçapla yaptıkları ve etraŞ batırdıkları savaştan ilham alarak yapmıştı bu tasarımını... Ketçaplı mutfağı koca karnıyla temizlemeye çalışırken ketçaba bulanmış görüntüsü veren bir sandalyenin eğlenceli olacağına karar vermış. Tasarımı çizdikten sonra tasarımı üç boyutlu hale getireceği malzemeyi arayıp bulması üç yılını almıştı neredeyse. Evet, kesinlikle plastik ama nasıl bir plastik akmış ketçap gibi görünebilirdi?

İşte Fatmagül, hızla bunları anlatıyor. Lisedeyken suskunluğunun acısını çıkarıyordu adeta. Lisedeyken evet konuşmazdım, dedi. Şimdi şaşırıyorsun çok konuşmama da, dedi. Beni kuzey ülkeleri böyle yaptı sanırım diye de ekledi:

''Oraya gittiğimde herkesin suskun olduğunu fark ettim ve bunu çok can sıkıcı buldum. Benim geldiğim yerde herkes konuşuyordu, hepiniz. Artık sıra bana gelmişti, konuşmayanların içinde konuşmasırası. Sonra sevdim ve sevildim. İki kocaman ve çok yakışıklı sarı tüyleri olan pembe yüzlü Robert Redford'a benzeyen adama aşık oldum. Onlar da beni sevdi. Biri hala seviyor. Çocuklarıma bayılıyorum. Onlar sayesınde yaratıcılığımı artırıyorum. Ketçaplı sandalyenin yanı sıra kalemliklerim en çok satılan tasarımlarımdan. İçinde hep balık besleyebildiğin hem kalem saklayabildiğin, hem de pipetle meyva suyu içebildiğin bir küçük mikro-mekan... Tasarım gerçekten terapik bir şey. Beni koruyor...''


Fatmagül'e son yıllarda beni de dekorasyon merakının aldığını, evin orasını burasını değiştirmeye kendimi adeta adadığımı anlattım. Tüketimin esiri miydim, diye de sordum. Ne ilgisi var, diyerek beni rahatlattı. Hayatlarımız küçücüktü ve basitliklerle doluydu. Ben bunu keşfetmiştim. Küçük jestlerle, görüntüde yapılan değişikliklerin, hayatta yolunda gitmeyen bazı detayların üstünü örtebileceğini...


Şanslıydım ve en yakın Fırsatta Fatmagüllere ailece davetliydik.Kuzey tasarımlarına bayılacaktım...Emindi.



© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.