Sizin hayaliniz nedir diye düşündünüz mü hiç, vazgeçemediğiniz, evinizde her zaman varlığını keyişe hissettiğiniz en sevdiğiniz eşyanız nedir diye sordunuz mu kendi kendinize... Bazen pencerenin önünde duran eski koltuk, bazen cilaları eskimiş ama üstünde çok keyif sofraları kurulmuş bir masa, bazen girişteki kenarları haŞf sararmış ama size kendinizi hep güzel gösteren aynanız, ya da raşarının artık yorulduğunu ve eskisi kadar ağırlık taşıyamayacağını düşündüğünüz kitaplığınız... Sonuçta sadece sizin eviniz için anlamlı, başka bir evde gözden yitip gidecek bir sevdiceğiniz eşyanız muhakkak vardır ve evi aslında ev yapan da odur, ne vitrinlerden evinize gelen moda, ne pahalı olanın getirdiği tatmin, ne de profesyonel ellerin değdiği süper evler... Bunların çok ötesinde sadece sizin kendi duygunuz, kendi içgüdüleriniz, kendi beğenileriniz ve hayallerinizle yaptıklarınız ve yapmak istedikleriniz evinizde size iyi bir duygu hissettirir. Kendiniz için yaptığınız, rahat ettiğiniz an bu keyif artar, o ev tamamen sizin evinizdir... Eve yeni bir şeyler katmak her zaman keyişidir, ama o duygu geçer gider, bazı şeyler ise sizinle uzun süre yaşar, çünkü onların sizinle sizin de onlarla kurduğunuz bir bağ vardır. Aynı benim kanepemle kurduğum bağ gibi. Mevsim ne olursa olsun, kim gelirse gelsin, hangi ruh halinde olursam olayım, kanepem benimle yaşar, hayallerimde benimledir. Bir evi keyişi, hoş ve şık hale getirmek çok kolay bir iş değil. Bu konuda çok iyi uzmanlar var, gerçekten evinizi bir rüya ev haline getirmeyi çok iyi başarıyorlar. Ama bir taraftan da esas önemli olan sizin zevkiniz, sizin istekleriniz, sizin yansımanız diyorlar. Oldukça kafa karıştırıcı bir durum olduğunu kabul ediyorum. Ama, ortada bir çelişki yok aslında ev sizin, buna daha özel bir şeyler katabilen birileri olması da güzel bir duygu. Esas soru şu aslında evimi benim kadar kimse bilebilir mi, ya da benim ne istediğimi? Şık ve güzel olan acaba beni mutlu edecek mi, hayallerimi gerçekleştirmek mümkün olabilir mi, her ne kadar öyle olacağı söylense de? Çok uzun yıllardır bu soruları kendime de etrafıma da soruyorum, ama geçen hafta sanırım cevap çok netleşti benim için... Cevap evet! Hayaller gerçek olabilir, ''işte tam benim istediğim buydu” diyebilir, evin içinde sevinç çığlıkları ile çocuklar gibi koşabilirsiniz. Esas olay sonrasında başlıyor. Evdeki yeni düzen, ya da düzene yeni katılan ''taze, parlak ve yepyeni” eşyanın kullanılması ve hayatımıza dahil olması aşamasında, ya da sizin onların hayatına dahil olmanızda... Geçen hafta Sevda, evimiz bizin için ne ifade ediyor diye sordu bize. Tüm bu sorular ve kafa karıştırmalar da işte böylece ortaya çıktı. Ben, ''ev benim gönlümdür ''dedim. Sakin ama öfkelenme potansiyeli de olan, derli toplu, ama bazen dağınıklığın da keyŞne varabilen, çok sade ama bir köşesinde hoş bir şıklıktan vazgeçmeyen, rahatlığı da keyif halinde yaşayabilen her şeyi çok açık ifade eden, hatta olduğu gibi de görünen, sakin ve kendine özgü... Böyle bir duyguyu bir kanepe çok iyi tamamlıyor, keyŞ, hoşluğu, rahatlığı ve kendini anlatışı ile... Onun için aslında hayallerin gerçekleşmesi değil, hayallerin verdiği duygu daha iyi geliyor insana. Hayallerinizden vazgeçmeyin, hatta onların gerçekleşmesine izin verin. Siz ya da sizin için bir başkası bu hayallere bir sihirli değnek değdirsin. Evinizde yepyeni düzenleriniz, eşyalarınız olsun, ama hatırlayın ki gerçekleşen bir hayalin yerine yenisini koymak için gönlünüzde yeni bir yer açılır ve sizi mutlu eden de budur. |

ABONELİK
