evim Online
ABONELİK
BİZE ULAŞIN
OKUR HİZMET HATTI
ANA SAYFA KÜNYE BU AY YAZARLAR ÖNCE/SONRA ESKİ/YENİ EVİM&BEN WALLPAPER EV TERAPİSTİ
Okurlarımdan mektup var!

Siz sevgili okuyucularımın üzerinde kurduğum manevi baskıların sonucunda aldığım dönüşleri paylaşmaya bu ay da devam ediyorum. ‹şte iki okur mektubu daha...

Sıra sizde, umarım tablonun bu kadar da korkunç olmadığını da anlatacak bir iki mektup alacağım.” Son cümlem buydu geçen ay. Çok da zaman geçmeden umduğum gibi bir iki mektup aldım. inanın çok seviniyorum; çünkü bir derginin ödevleri arasında olan bir durum bu: ‹letişim. Üstelik de günümüz teknolojisiyle bunu bu denli rahat çözmemiz olasıyken. Dergi birden canlanıyor benim için. Bana cevap veriyor, ben ona tekrar soruyorum, yine cevap veriyor. Biz hepimiz bir dergide buluşmaya başlıyoruz. Biz hiç bir zaman derginin başarısını sadece satış raporlarıyla ölçmeyiz. Bizim için başarının ölçeği Safiye Hanı m'la beni, sonra hepimizi buluşturabilir olmasındadır. Sevinç göz yaşlarımın kalanını kendime saklıyorum ve hemen size bu ayki konukları mı takdim ediyorum: “Aralık ayındaki yazıyı okuduktan sonra evimle ilgili bir paylaşımda bulunmak istedim. Hem Safiye Hanım'a hem de size katılıyorum: Bence de evler tek düze olmaya başladı ve ciddi anlamda beni sıkıyor. Yeni evlenenlerin evlerine baktığımda hep aynı ‘açık renk' sevdasını görüyorum. Aynı tonlarda ve şekillerde kanepeler, açık renk yemek odası takımları, tüylü halılar, Ikea'dan alınmış aynalarla duvarda yapılan dekorasyonlar ve tabi ki favorim "kese kağıdı" duvar rengi. Bu anlattıklarımın güzel olduğuna katılıyorum; ama hepsi aynı anda ve aynı şekilde uygulandığı zaman, bütün güzelliğ i gidiyor. Bütün genç evlerinin birbirine benzediğini düşünüyorum, kimse de ev sahibini yansıtan farklı bir obje göremiyorum.” Okuduğunuz gibi Pelin Durukan artık hem benimle, hem Safiye Hanım'la, hem de hepimizle dost oldu. Evini, aklını, yüreğini bizimle paylaşacak kadar hem de. Pelin Durukan çok genç. Üniversite eğitimini yeni tamamlamış ve hepimiz gibi o da kendini birden küresel ekonomik kriz fırtınasının tam orta yerinde bulmuş. Anneciğinin tabiriyle, nohut oda bakla sofa, kendi tanımıyla da sevimli bir evi var. Şöyle anlatıyor evini: “Ben yalnız yaşayabilecek kadar şanslı bir gencim. Evim babaannemin eski evi ve mobilyalar da onun evinden kalma. Bu eve ilk geldiğimde koltuklar kahverengiydi ve yemek takımı da kahverengi olunca küçücük salonum iyice daralı yordu. Öncelikle koltuklara hazır satılan koltuk kılışarından aldı m ve onları çok kısa bir süre içinde krem rengine döndürdüm daha sonra renkli çiçekli perdelerim ve onlara uyumlu renkli yastı klarımla salonumu canlandırdım. Üçlü koltuğun karşısında duran televizyonumu ters köşeye alarak, televizyon karşısında uyuklama şansımı ortadan kaldırdım. Tekli koltuğumu kütüphanemin yanına koyduğum için diğer tarafına da güzel bir abajur koyarak okuma köşemi yarattım. Salonum şimdi hem bana hem misafirlerime hitap edebiliyor, eski sıkıcılığından eser yok. Bu arada orta sehpa kullanmadığımı ve böylelikle çok daha ferah bir oturma alanına sahip olduğumu ayrıca belirtmek isterim.” Belki bir ayrıntı; ama gururlu ifadesiyle benim dikkatimi çeken bir son cümle var. Çok samimi ve yazarken yüzündeki tebessümü görebiliyorum nerdeyse; övünmek gibi olmasın, ama orta sehpa kullanmam diyor. Çok hoşuma gitti bu. Pelin Hanım, sigara kullanı r mısınız? Hayır. Ya orta sehpa? O da hayır. Harika. Hemen diğer bir konuğumun görüşlerine yer vereceğim; çünkü o da sehpa kullanmayanlardan: “Mesela ben ....neden almıyorsun, ...ama alman gerek, .....alırsan iyi olur gibi laşara karşı direterek evime berjer almadım, yemek masası nın altına halı koymadım, salonumda sadece bir tane orta büyüklükte halı var, girişte hole küçük bir halı/kilim sermedim, mutfağı mın holün devamı gibi devam ettiğini düşündüğüm ve açık mutfak olduğundan, mutfağın yerine de bir şey sermiyorum, orta sehpam yok, salonumun kapanmasını istemiyorum, ferahlık duygusu beni iyi yönde besliyor.” Pınar Hatem de genç bir hanımefendi. Üstelik evleneli daha 4 ay olmuş. Buradan ilan ediyorum: Gençler orta sehpa istemiyor. Üreticilerin dikkatine. Stokları erittiniz erittiniz, yoksa geleceği pek parlak değil bu işin. Kaç senedir yazıyorum, sonunda en azından şu orta sehpa işinden kurtuluyoruz galiba. Salonların Libya'sıdır orta sehpalar; yüzde doksandan fazlası çöl. Pınar Hatem'in mektubundan söz etmeye devam edeceğim, ayrıca tanışmanızı istediğim bir okurum daha var. Yeni yıl güzel olsun.



© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.