"Eşim Emrah ile birlikte 1,5 yıldır bu evde oturuyoruz. Denizi çok seven bir çift olarak, deniz gören bir evde, denizle içiçe yaşamak istediğimiz için Salacak'ta bir ev aradık ve bu evin manzarasını görür görmez evin küçüklüğüne aldırmadan burayı tuttuk. Bize göre İstanbul'un en güzel, en doyumsuz manzarası Salacak'ta, çünkü tarihi yarımadaya bakıyor. Evin kaç metrekare olduğunu bilmiyorum doğrusu, zaten bilsem de bana bir şey ifade etmez :) Ama küçük sayılır: ‹çinde açık mutfağı bulunan bir salon, yatak odası, çalışma odası ve banyodan ibaret. Bir de apartmanda kendimize ait, hayat kurtaran bir depomuz var. O depo olmasa bu eve taşınamazdık. Çünkü önceki evimizde bulunan koskoca giyinme odasını burada yer olmadığı için paketleyip depoya kaldırdık. Bisikletlerimiz filan da cabası. Evin en sevdiğimiz tarafı, tabii ki, denizi görmesi. Ev sahibi tarafından yapılan bazı değişiklikler, örneğin ön cephenin boydan boya açılıp kapanır cam, balkon korkuluklarının tamamen cam olması manzaranın salonda koltuğa oturunca bile kesintisiz görülmesini sağlıyor. Bunun için evsahibimize müteşekkiriz :) Evin ikinci sevdiğimiz tarafı da bahçesi. Dört daireli küçük apartmanımızın ortak kullanıma açık ve oldukça bakımlı bahçesinde komşularımıza ait kediler ve bir köpek bizimle birlikte yaşıyor. Özellikle bu yaz kalabalık partiler vererek bahçenin tadını epey çıkardık. Evimizin her yerini severek kullanıyoruz. Balkon Nisan'dan Kasım sonuna kadar sürekli kullanımda. Akşamüstü işten gelince güneşin batışını seyretmek en büyük zevkimiz. Mangal partileri, haftasonu kahvaltıları hiç eksik olmaz bizde, misafir ağırlamayı da çok severiz. Arkada küçük ama kullanışlı bir odamız var. Burası kışın DVD izlediğimiz, playstation oynadığımız yer. Avrupa Kupası maçlarında bu küçücük odaya 7-8 kişi doluşup maç seyrettiğimiz çok olmuştur. Bu oda aynı zamanda dalış, snowboard, fotoğraf, yelken gibi ilgilendiğimiz konuların ekipmanlarını ve dökümanlarını sakladığımız yer. Evde yapısal hiçbir değişiklik yapmadık. Sizin de gördüğünüz gibi zaten elden geçirilmişti. Biz evi kendi zevkimize göre boyadık. Arka odada neredeyse odanın tamamını kaplayan bir raydolap vardı, onu çıkarttık, yerine bizim ihtiyaçlarımıza uygun bol bol raf ve dolap taktık. Evdeki tüm dekorasyon kararlarını eşimle birlikte verdik, boya hariç tüm işleri de biz yaptık (duvarları delmek, raşarı-dolapları takmak, prizleri değiştirmek, perde tellerini takmak... vs). İşlerimiz değil ama hayatta yapmaktan hoşlandığımız işler evimizin görüntüsünü de doğrudan etkiledi. Bizim için evimizin en önemli ve baskın dekoratif unsuru kitaptır. Her evimizde baş köşede onlar olmuştur. Bu evde de salonda bir duvarı boydan boya kitaplarımıza ayırdık. Sığmayanlar arka odaya gitti. Hayat ve dolayısıyla dekorasyon tarzımız "rahat, sportif, neşeli". Sevdiğimiz renkler mavi ve yeşil. Kitaplar, müzik, karikatürler, posterler, fotoğraşar, gerçekten anısı olan objeler... "Öylesine" duran hiçbir şeyimiz yoktur. Kullanmadığımız şeyleri, ki buna kıyafetlerimiz, ekipmanlarımız, mobilyalarımız, kısacası herşey dahil, senede bir elden geçirir, kullanmadıklarımızı dağıtırız. Örneğin kıyafetlerimiz için epey uzun yıllardır "son 1 yıldır en az 1 kere giyilmemiş herşey verilmelidir" ilkesini benimsedik. Çok mutluyuz; hem hafişediğimiz, hem de başkalarına yararlı olduğumuz için. Ev için alışveriş yapmayı çok severim. Örneğin Japon feneri şeklindeki oda aydınlatmalarını 10 yıl önce yurtdışında bir mağazada görüp almış, kendi evim olana kadar saklamıştım. Evdeki renk seçimimiz üç ana renk üzerinden: Yeşil, lacivert, gri. Duvarlar, halılar, kanepe, arka oda perdeleri, şezlonglar, yastıklar... Bu üç rengin çeşitli kombinasyonlarını yansıtıyor. Mobilyalarımızda özellikle tekerlek seviyoruz, mobil olmaları (yerlerinden çok kıpırdatmasak bile) hoşumuza gidiyor. Ayrıca mobilyalarımızın modüler olmasına dikkat ediyoruz. Kanepe ve yemek masamız hariç herşey demonte edilip üstüste dizilebilir."
-Bir seyahat blogu yazıyor İlsu Hanım: www.aylakilsu.com . Notlarını yazmak ve çektiği fotoğraflara bakmak için küçük bir laptop almış. En son Kamboçya seyahatinin notlarını bu laptop'ta yazmış. Bardak altlıkları bir Paris dönüşü annesinin hediyesi. -Büyük bir emekle hazırlanan nikah davetiyesi... Sevdiklerini düğünlerine sualtında işaret dilini kullanarak çektikleri bir filmle davet etmişler. Nikah şekeri olarak da kendi siyah-beyaz fotoğraflarından oluşan bir flip-book hediye etmişler. Birer örnek kitaplık da duruyor. SALON. Onlar için evin en önemli ve baskın dekoratif unsuru kitap. Her evlerinde baş köşede onlar olmuş. Bu evde de salonda bir duvarı boydan boya kitaplara ayırmışlar. Sığmayanlar arka odaya gitmiş.
-İlsu Hanım, ilk defa 1993'te yurtdışına çıktığından beri cebinde kalan bozuk paraları biriktiriyormuş. Malezya ringgit'inden Küba pesosuna, şimdi tarih olan Avusturya kuruşu Groschen'e kadar... Euro'nun kullanılmasıyla birlikte tarihe karışan birçok Avrupa para birimi de Groschen'le birlikte kavanozda duruyor. -Çift, oyunlarda iddiaIı; İlsu Tabu'da, Emrah Pictionary'de. OynamayI ciddiye alIyor, hIrs yapıyor ve sıkı rakip arıyorlar!
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||

ABONELİK
